Haziran 1973’de 15 yaşımdayken Balıkesir’de fotoğrafa başladım. Aralık 1983’de İstanbul’da profesyonel olarak reklam fotoğrafçılığıyla fotoğraf hayatıma devam ettim. 2000li yılların başlarında ise reklam fotoğrafcılığını sonsuza kadar bıraktım. Son 11 yıldır yurt dışındaydım. 6 Sene hindistanda 4 sene de Honkong’da yaşadım. Yaşadığım ülkelerde yerel halktan birisi gibi şehirlerin en ücra ve dışlanmış yerlerinde olmayı seviyorum. Bu sayede o şehirin kültünürünü yerel halk ile birlikte yaşayarak fotoğraflayabiliyorum. Benim gibi düşünen fotoğrafçıların tercihi genellikle Fujifilm X-Pro3 gibi Rangefinder gövdeler oluyor. Parlak, janjanlı ve görsel olarak farklı fotoğraf makinelerini tercih etmeyiz. Dikkat çekmeyen daha sade tasarımlı bu gövdeler ile hareket etmek çok rahat. Bu yüzden tercih ettiğim makineler Fujifilm X100 ve X-Pro serisi oluyor.

Çekim yaparken hızılı ve görünmez olmak önemli… Kullandığınız fotoğraf makinesi sizinle bir bütün olması gerekmektedir. Tasarımı sade, ergonomisi başarılı… Fotoğraf çekmeye ilk başladığım zamanlardaki gibi heyecanlandığım ve çekim yaparken mutlu olduğum bir tasarım. Arka ekran kapalı pozisyonda olması bir çok yönden avantaj. Batarya tarafında daha tutumlu olacaktır. Fotoğrafçıyı sadece o an ile konsantre olmasını sağlayacaktır. Salt fotoğraf kültürü ile yoğrulmuş fotoğrafçılar için oldukça şık ve geçmişe götüren bir yapıda… Aşağı doğru 180 derecelik ekran hareketi sayesinde göz hizasından çıkmak Fotoğrafçı için büyük rahatlık sağlıyor. Bu sayede daha ilgi çekici kadrajları konforlu bir şekilde elde edebiliyorsunuz. Arka bölümdeki navigasyon tuşlarının kaldırılmış olması sadeliğin dışında sağ el oturuş pozisyonunu da rahat hale getirmiş. Pozlama telafisi yerleşimi baş parmağınızın hemen altında… Çok hızlı müdahale etmenizi sağlıyor. ISO çarkı Enstantene ile iç içe… Kontrollü ve sakin bir çekim yapıyorsam buradan mühadale etmek oldukça keyifli… Eski günlere götüren keyifli detaylardan… Fakat hızlı olmam gerek bir andaysam komut ayarları sayesinde ISO’yu ön çarka atayarak konfor alanımı genişletebiliyorum. Fujifilm kullanmayı sevme nedenlerimden birisi de tuş yapılandırmasının kişiselleştirilebilir olmasıdır. Altı adet fiziksel değiştirilebilir fonksiyon tuşu ile tek el ile istediğim her şeye rahat bir şekilde ulaşabiliyorum.

Elektronik vizörün çözünürlüğü ve boyutundaki artış beni mutlu etti. Çok daha net ve berrak bir şekilde herşeyi kontrol edebiliyorum. Yüksek zoom değerli lensler ile süper geniş açılar kullanıldığı zaman Rangefinder gövdeler dezavanjlı olurdu. Hem optik hem diijital vizörü kullanma şansı veriyor.Benim için elektronik vizör olmazsa olmaz hale geldi.
Yeni işlemci ve sensör kabiliyetleri sayesinde ihtiyacım olan hız, renk ve keskinlik herşey yerli yerinde… Dinamik aralıktaki artış gölge ve aydınlık alanlar arasındaki skalanın genişlemesine yardımcı olduğundan zorlu ışık koşullarında fotoğrafçı olarak zor durumda kalmayacağım.Otomatik netleme sistemi bir önceki nesil’e göre çok ciddi fark var. Çok hızlı tepkiler veriyor. Bu sayede anlık çekim yaparken X-Pro3 beni hiç üzmedi. Aksine yüzümü sürekli güldürdü. Yüz göz tanıma performansı ise muazzam… “AF Aralığı Sınırlayıcı” sayesinde belirli bir mesafe ayarlayarak makinenin daha da hızlı otomatik netleme yapsını sağlayabiliyorsunuz. Örneğin 1.5 metre ile 3 metre arasına sınırlayıp makinenin bu aralık arasında tarama yapmasını sağlayabiliyorsunuz. Tabi ki bunu kendinize göre de özelleştirebiliyorsunuz.

Film Simülasyonları sayesinde analog tadını tüm karelerinizde görebiliyorsunuz. Yeni film simülasyonu olan Klasik Negatif konunuzdaki dramatik etkiyi daha da arttırarak fotoğraflarınıza güç katıyor. Tek kelime ile analog dönem’den gelen fotoğrafçılar için kusursuz. Aynı zaman da RAW formatında çektiğinizfotoğrafların içinde de film benzetimleriniz duruyor ve sonradan ekleyebiliyorsunuz. Fotoğraflarım da daha çok siyah beyaz tercih ediyorum. Fotoğrafçıların siyah beyaz’ı tercih etmelerinin sebebi izleyicilerin direkt konuya odaklanmalarını sağlamaktır. Bu yüzden Acros en çok kullandığım film benzetimidir. Makinenin içinde ton eğrisi (Curve) ve berraklık ( Clarity) ayarlarının olması da bilgisayardan düzenleme yapmak istemeyen fotoğrafçılar için iyi düşünülmüş bir ayrıntı. Makinenin içinde yapacağınız bir kaç ayar ile kendi karakterinizi yansıtan imaj tonlarınız çevrenizdeki diğer fotoğrafçılardan sizi ayıracak başka bir özellik.
Toparlamak gerekirse Fujifilm analog fotoğrafçılar ile belgesel ve sokak fotoğrafçılarını memnun etmek için ürettiği X-Pro3 tam anlamıyla kusursuz bir makine olmuş. Geçmişteki gelen geleneksel fotoğrafçılık ve yeni yüzyılın hayatı kolaylaştıran teknolojisini tek bir gövdede toplayarak gönülleri fethedeceğinden eminim.
